BENCİLLİĞİ, POPÜLİZMİ VE KARİYERİZMİ DEĞİL, BİZİM OLAN KOLEKTİVİZMİ YAŞATACAĞIZ.

BENCİLLİĞİ, POPÜLİZMİ, KARİYERİZMİ DEĞİL,
BİZİM OLAN KOLEKTİVİZMİ YAŞATACAĞIZ…

TANIM:

BENCİLLİK;

Adından da anlaşıldığı gibi sadece ‘ben’ duygusuyla hareket eden, kendi çıkarını herkesten ve her şeyden üstün tutan bireyin durumudur. Diğer bir tanımla egoist de denilir.

Buna bağlı olarak popülizm ve kariyerizm de aynı duyguları canlandırır. Kişi sadece kendi varlığı için emek harcar. Kendi dediği olacak, kendi istediğini yapacak, rahatına düşkün, fedakarlıktan ve ortaklaşa iş yapmaktan uzak. Özentili ve bizim olmayan düşünceye yakınlık başlar.

Kolektivizm ise hep beraber, dayanışmayla, paylaşarak, sonuç ve verim alarak yaptığımız eylemdir.

İLKEMİZ:

Burjuvazi ve proletarya iki karşıt, yani çıkarları birbirinden tümüyle farklı iki sınıftır.

Ahlak anlayışları da böyledir. BURJUVAZİNİN BİREYCİLİĞİNİN VE BENCİLLİĞİNİN KARŞISINDA PROLETARYA KOLEKTİVİZMİN, BURJUVAZİNİN SÖMÜRÜCÜLÜĞÜNÜN KARŞISINDA PROLETARYA SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYANIN SAVUNUCUSUDUR.

Adaletsizliğe karşı adaletin savunucusudur. Proleter ahlakın özünü de bunlar oluşturur.

“BEN”DEKİ HER ÖLÜM, ERİYEN HER HÜCRE, BURJUVA KÜLTÜRE VURULAN BİR DARBE, SOSYALİST KÜLTÜRE KONULAN BİR TUĞLADIR

Direniş hem sosyalist inanç ve kültürün bir sonucu, hem sosyalist kültüre yapılan bir katkıdır. Devrimcilik, sosyalistlik, yüzlerce yıllık mücadeleler içinde oluşmuş sosyalist kültürden ayrı düşünülemez.

O kültür; kollektivizmi içerir, o kültür fedakarlığı içerir, o kültür halka ve devrime sarsılmaz bir bağlılığı içerir. Kolektivizm, yaptığımız bütün işlerimizde hayata geçirilmesi önemli ve temel düşüncedir. Her işimizde kolektivizmi hakim kılacağız.

Düzen içi düşünce tarzında fedakarlık değil, kolaycılık-tembellik vardır. Kolektivizm değil, bireycilik vardır.

Bencillik devrimciliğe, devrimci yaşama ters bir davranıştır, mahkum etmeliyiz. Bencilliğin olduğu yerde sevgi, saygı, değerler hiçe sayılır, bu nedenle her şeyde, her yerde paylaşımı, ortak yaşamı hayata geçirmeliyiz.

Popülizm-Kariyerizm insanın düşüncelerine giren bir hastalıktır. Kabul etmemeliyiz. Bizi geriletir, değerlerimizden uzaklaştırır, devrimciliğimizi yavaş yavaş öldürür. Bunu bilerek hareket etmeliyiz ve popülizmi-kariyerizmi saflarımıza yerleştirmemeliyiz.

KURALLARIMIZ:

Bencillik burjuva ideolojisidir, saflarımızda yeri yoktur.

Bencilliği saflarımızdan atacağız.

Popülizm, burjuva özenticiliğidir, bizim değerlerimizle hiçbir alakası yoktur. Popülizmi içimizden atacağız. DEVRİMCİLİK YAPMAK İSTİYORSAK; DÜŞÜNCE VE YAŞAM BİÇIMİMİZİ DE ÜSLUBUMUZU DA ONA GÖRE ŞEKİLLENDİRECEĞİZ.

Kariyerizm düzen yaşamında insana dayatılan, çürümeye götüren bir hastalıktır. Burjuvazi ise; bu bencil, bireyci, yapayalnız, güçsüz ve aciz insanları pohpohlar. Dahası örnek gösterir “KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURAN İNSAN” diyerek.

Bireyi yüceltmeye yönlendiren ve aslında halkları bölüp parçalayan, güçsüz ve zavallı hale getiren bir düşüncedir. Devrimci yaşamda kariyerizm olamaz. Aslolan kolektif aklı, kolektif emeği ortaya koyarak en yüksek verimliliği sağlamaktır. Oysa bireyin bu verimliliği sağlama şansı zaten yoktur!

Dahası yalnızca verim almak, başarı sağlamak gibi pratik sonuçlar elde etmek için değil, inandığımız için kolektivizmi işletmeliyiz.

Kapitalizmin bireyciliği karşısında sosyalizmin kolektivizmi bir tercihtir. İdeolojik tercihimizden ötürü komite kurmalı, işlerimizi kolektif örgütlemeli ve kolektivizmi işletmeliyiz.

Biz halkımız için mücadele ediyoruz, onlar için bedel ödüyor, ödetiyoruz. Devrimciliği bir kariyer sahibi olmak için değil, halkımızın ve vatanımızın kurtuluşu, bağımsızlığı için yapıyoruz. Kariyerizm düşüncesini aklımızdan çıkartmalıyız.

Başarılı olmak, yararlı işler yapmak istiyorsak, bunun tek yolu devrimciliktir. Çünkü, insanın insan tarafından sömürülmesine son vermek için savaşıyoruz. Bundan daha üstün, daha onurlu, daha yararlı bir iş olabilir mi?

Kolektivizmi yaptığımız her işte yaşatmalıyız. “BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR!”, “BİR ELİN NESİ VAR, İKİ ELİN SESİ VAR!” der atalarımız. Bugüne kadar yaratılan bütün güzellikler kolektivizmin ürünüdür. İnsanların ortaklaşa düşündüğü, yaptığı bize bıraktığı her şey kolektivizmin sonucudur. Bu nedenle vazgeçilmezimizdir.

YOZLAŞMA:

Bir devrimci ‘BEN’ yerine ‘BİZ’i koymadıysa bu çürümeye götürür, asalaklaştırır. Yaptığımız tüm işleri “bu devrimin işidir” diyerek sahiplenmeliyiz. Bu işleri, bir kalıba sığdırabilmemiz ya da sınırlarını çizebilmemiz mümkün değildir. Çünkü devrim büyük, çok yönlü çabalarla ulaşılacak bir hedeftir; işleri de ona göre çoktur.

Devrimci yaşamımız boyunca yaptığımız tüm işler devrim içindir ve bu işler karşısında “NASIL OLSA BİRİ YAPAR(?)” demek, devrimin işlerinden kaçmak, bu sorumluluğu başkalarının omuzlarına yüklemektir.

Bu düşünce tarzı bir anlamda yaşamda bıraktığımız boşluklardır ve hayat hiçbir boşluğu affetmiyor. İşte bu nedenle BENCİLLİK, POPÜLİZM-KARİYERİZM HASTALIKTIR, YOZLAŞMANIN BELİRTİSİDİR.

Bizi devrimden uzaklaştırır, düzenin bataklığına götürür. Bu birden olmaz tabi, zamanla, yavaş yavaş; ama sonunda muhakkak bataklığa alır bizi. Ortaklaşa yapmadığımız, düşünmediğimiz işler, ‘İŞ’ olmaktan çıkar, sadece o zamanı kurtarma işi olur.

Kaldı ki bireysel kurtuluş diye bir şey olmadığına göre; devrim aynı zamanda kendi bireysel kurtuluşumuzun da görevidir. Yani devrimciliği de kendi kurtuluşumuz için yapıyoruz. Vatanımızı, halkımızı, geleceğimizi kurtarmanın mücadelesini vermek, zaten kendi kurtuluş mücadelemizi vermektir.

Yani devrimin her işi bizim işimizdir. Yaptığımız her şeyde, uzandığımız her işte aklımıza ilk gelen komite kurmak olacak. Yozlaşma, değersizleşme tam da bunu yapmadığımız noktada boy vermeye başlıyor.

Çünkü emek vermek yoktur artık, başkalarını katmak, devrimin işlerini sahiplendirmek yoktur. Ve emekten kopan herkes, kaçınılmaz olarak yozlaşır.

GELENEK:

“Bireycileştirme”, bir devrimciyi veya tutsağı sosyalist, bağımsızlıktan yana düşüncelerinden soyundurmakta “temel araç”tır. Oligarşinin “Bireycileştirmek istiyoruz” dediği noktada, ayrıca “devrimci düşüncelerinden vazgeçirmek istiyoruz” demesine gerek yoktur. Çünkü ikisi özde aynıdır.

Bireycileştirilmiş kişi, sosyalizmden vazgeçirilmiş kişi demektir. Bu, bir dayatmanın, içeride veya dışarıda, beyinlerinde hakim kılınmak istenen ideolojinin, yaşama hakim kılınmak istenen kültürün bir özetidir.

Bireycileştirmeye karşı direniş, bağımlılığa, faşizme karşı direniştir. Bireycilik karşısında örgütlülüğü, kolektivizmi savunmak, sosyalizmi savunmaktır.

Çünkü DEVRİMCİ ÖRGÜT, TÜM BİR HALKIN KURTULUŞUNU, ÖZGÜRLÜĞÜNÜ, EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMAK, YAŞAMI HER YANIYLA GÜZELLEŞTİRMEK İÇİN VARDIR.

DEVRİMCİLİĞİN ÇIKIŞ NOKTASI DÜZENİN YARATTIĞI BÜTÜN SONUÇLARI ORTADAN KALDIRMAKTIR.

BIREYCİLİĞİN KARŞISINDA KOLEKTİVİZMİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ!

KAYNAK: Emperyalizme Ve Oligarşiye Karşı YÜRÜYÜŞ

http://yuruyus.biz/

http://yuruyus.biz/pdf/pdf/EOKY107.pdf