KURUŞÇEVİN YALANCI VE KOMPLOCU YÜZÜ…!

Sovyetlerin mirasyedilerinin başını çeken Kruşçev ve ekibi Sovyetlerbirliğinin kurucularından ve Leninin sağ kolu Stalin aleyinde yapmış olduğu yalan ve iftira dolu suçlamalarını açığa çıkaran bir yazı.

BU YAZI NURANİ ERSOYUN FACEBOOK PAYLAŞIMINDAN ALINMIŞTIR

Stalin’in Gerçek Yaşamı kitabımdan alıntı:
Stalinle İlgili Bir Alıntı:
‘’ SBKP Genel Sekreteri N. Kruşçev’in 1956’da partinin 20. Kongresinde yaptığı ve Stalin’in “suçları”nı ifşa ettiği tarihi konuşma, sadece burjuva literatüründe değil, sosyalist kesimlerin önemli bir kesiminde de büyük etki yaratan, içerdiği çarpıcı iddialarla genel olarak tümü doğru kabul edilen ve sonraki 60 sene boyunca Stalin tartışmalarında neredeyse temel alınan bir metin oldu. Düşmanlığın dozuna göre “Stalin’in vahşeti”, Stalin’in cinayetleri”, ve “Stalin’in halka karşı suçları” edebiyatı dürüst komünistleri bile etkileyen ve onları sağ politikalar karşısında silahsız bırakan bir ideolojik saldırı zemini teşkil etti.
ABD’li Marksist akademisyen Grover Furr, artık önemli bir kısmı açılmış olan Sovyet arşivlerine girerek yaptığı bu çalışmayla, yıllar boyu “kesin gerçek” gözüyle bakılan ve sunulan iddiaları delilleriyle incelemiş, bunların kofluğunu ve temelsizliğini ortaya koymuş, sunulan “kanıt”lardaki belge tahrifatlarına kadar yalanları açığa çıkarmıştır. Sonuçta, Stalin’in kişiliği ve Stalin dönemindeki gelişmelerle ilgili bambaşka, çok farklı ve mevcut ezberleri paramparça eden yepyeni bir resim çıkmaktadır.
“Kişi putlaştırması”nı ele alalım. Furr, Stalin’in putlaştırılmasıyla ilgili ortaya konulan eylem ve ürünlerin, Stalin’den değil, onun gölgesinde, onu yücelterek kendine güç edinmek isteyen “kişiliksiz Şark bürokratı” tipindeki yöneticilerin eseri olduğunu ortaya koymuş, bizzat Stalin’in kendisinin bu eserlere duyduğu tepkiyi ve aldığı aksiyonları anlatmıştır. Kendisi için yazılmış övgü dolu bir biyografiyi “sınıfı ve partiyi değil kişileri öne çıkardığı” ve “gerçek dışı övgülerle dolu olduğu” için reddetmiş, toplattırmış, hatta yakılmasını önermiştir. Ziyaret ettiği Tretyakov galerisinde her odaya kendi büstünün konulduğunu görünce son derece öfkelenerek, “bu bir sabotaj” diye haykırmış ve bunları kaldırtmıştır. Daha ilginci, kendisini ziyaret eden Batılı bir yazar “her yerde heykeli bulunması hakkında ne düşündüğünü” sorması üzerine “bu, bizim malum kültürsüzlüğümüzün bir yansımasıdır” demiş ve heykel enflasyonunu “kariyerist bürokratlar başlarına bir şey gelmesin diye Stalin büstü ile kendilerini garantiye almak istiyor” diye açıklamıştır.
Kitap ayrıca “iktidar hırsının esiri” olarak tasvir edilen Stalin’in 1924, 1926 ve 1927’de 3 defa Genel Sekreterlik görevinden istifa ettiğini, ancak MK çoğunluğu tarafından ısrarla yeniden göreve getirildiğini de aktarmaktadır.
Tasfiyelere gelelim. “Stalin’in kendisine karşı gelen herkesi yok ettiği cinayet silsilesi” olarak yansıtılan 1936-39 mahkemeleri ve tasfiyeleri konusunda yazar 3 gerçeği ortaya koymaktadır.
Birincisi “yargılananların hepsinin masum muhalifler” olduğu yalanıdır. Davalara konu olan olgular komplo değil, tamamıyla gerçektir. Bizzat ordu içinde askeri darbe planlayan 3 ayrı askeri grup olduğu, bunların hepsinden Buharin’in haberi olup partiye haber vermediği, bu komploların yurt dışında Troçki ile de bağlantıları olduğunu yazar belgelere dayanarak göstermektedir.
İkincisi, bu tasfiye sürecinde önemli miktarda masum ve partiye sadık komünistin de iftiraya uğrayarak cezalandırıldığını, ve bizzat Stalin’in bu duruma gösterdiği tepkiyi aktarmaktadır. Ortaya çıkmaktadır ki, bu süreçte kendi yerini sağlamlaştırmak isteyen yerel yöneticiler ve istihbaratçılar, kendilerine tehdit teşkil edebilecek her unsurdan da “bu vesileyle”, tasfiyelerin tozu dumanı arasında kurtulmaya çalışmıştır. Stalin, “cesur ve korkmadan düşündüklerin söyleyen kadroların kimi yerel şefler ve gizli polis için tehlike teşkil ettiğini, o yüzden kurban edildiklerini” söylemiş, bunu yapanlar için ”aşağılık, yozlaşmış herifler” deyimini kullanmıştır.
Üçüncüsü ve en ilginci ise, Kruşçev’in konuşmasında “Stalin’in idam ettiği dürüst MK üyeleri” diye tasvir edilen Postişev, Eykhe, Kosior gibi liderlerin, aslında tasfiyeler sürecinin en kanlı katilleri olduğu, eli en fazla masum komünistin kanına bulaşmış kariyerist yerel yöneticiler olduğunun ortaya konulmasıdır. Stalin 1938’de, tasfiyeler bittikten sonra, iftiraya kurban giden dürüst komünistlerin durumunu bizzat ele almış, başta o dönemin polis şefi Yezov olmak üzere, kendi konumunu korumak için dürüst insanları idam ettiren tüm yöneticileri tespit ederek kurşuna dizdirmiş ve kurbanların itibarını iade ederek onların ailelerinden şahsen özür dilemiştir.

İşin ilginci, tasfiye sürecinin en eli kanlı kadrolarından biri, Stalin’den “20.000 kişiyi kurşuna dizmek” için izin isteyen, Moskova bölgesinde binlerce kişiyi yok eden N. Kruşçev’dir !..
Furr’ün kitabı, sosyalizmin tarihi açısından bu son derece önemli dönemin, bugün neredeyse “sosyalizmin çökme sebebi” olarak gösterilen Stalin dönemi ve Stalin’in şahsı hakkında, belgelere dayanarak tüm yaygın ön kabulleri altüst eden bir çalışma niteliğindedir. Bu kitabın dikkatli okunması, SSCB tarihi hakkında yepyeni ve gerçekten Marksist bir analizin de kapılarını açmaktadır. “Yordam”dan çıkan bu kitabı, sosyalizmin tarihi ile ilgilenen tüm devrimci ve ilericilere tavsiye ediyoruz ‘’*
* “Kruşçev’in Yalanları” Stalin Tartışmalarında Ezberleri Bozan Bir Çalışma İstanbul 2015, adlı kitaptan alıntı.
Gorbaçov Arşivleri Açıyor
1991 Yılında Gorbaçov tarafından açılan arşivler, batılı emperyalist basının ve kitap yazarlarının bazen 9 milyon,bazen 12 diye şişirip abarttığı Stalın devrinde tutuklananların sayısının saadece 454.000 olduğu ve bunların çoğunun hırsız, sabotajcı ve yankesici gibi adi suçlular olduklarını ortaya çıkardı. 22
İkinci Dünya Savaşı Yılları
Faşist Almanyanın 1 Eylül 1939’ Polonyayı işgal etmesiyle İkinci Dünya Savaşı başlar.Sovyetler Birliği Savunma Komitesi Başkanı ve Başkomutan sıfatıyla Stalin 1941 Yılının 5 Maysında, Sovyetler Birliği Harp Akademisi mezunu genç subayları, Kremlindeki çalışma odasında kabul eder. Onlara: Siyasi durumun kötüye gittiğini ve Faşist Almanyanın her an ülkelerine saldırabileceğini söyler. Ve onlara: ‘’Birliklerinizi çok iyi bir şekilde eğitip, ülkemizin savunmasına büyük katkıda bulunabilirsiniz’’ der.

Alman Faşizmine Karşı Savunma Hazırlıkları

Avrupa başkentlerindeki Sovyet istihbarat birimleri, Alman birliklerinin Sovyetler Birliğine saldıracağını çok iyi analiz ettikleri için, Sovyetler Birliğinde ufukta görünen savaşa karşı, askeri savunma hazırlıkları hızlı bir şekilde başladı. Saadece 1939 Yılının 01 Ocağından- 1941 Yılının 01 Ocağına kadar olan zaman diliminde Sovyet Savunma Birliklerinin sayısı 2,8 kat artırıldı; Silah ve cephane sayısı 3 kat, savaş uçağı sayısı 7 kat ve tank sayısı 43 kat artırıldı.

En az 20 yıllık askeri tecrübesi olan subaylar yeni orduya alınan askerlere, askeri eğitim vermeğe başladılar.
Aynı dönemde 3124 yeni savaş gemisi ve 206 adet de denizaltı gemisi üretildı. Saadece 1941 Yılının başlarında, 2650 adet savaş uçağı ve 600 adet tank üretildi.