DOST GÜÇLER İNATLAŞMA YERİNE, UZLAŞMAYI SEÇİP, HALKIN UMUDU OLDUKLARINI GÖSTERMELİDİRLER

Amaç kayyuma kaptırılan belediyeleri AKPden geri almaksa, bunu dost güçlerin alması da bize aynı değerde olması gerekir.

Geçmişte hemen herkesin takdir ettiği bir belediye hizmeti örneğinin yanında halk iradesiyle hayata geçirilen bir mini Sosyalist rejim pratiğinide yaşatan Maçoğlunu HDP destekleyecek olursa,  gelecek seçimlerde bunun semeresini fazlasıyla alacaktır. Aksi takdirde halk nezdinde biriktirmiş olduğu kredisinden harcayacaktır.

Seçim sonrası için öngörüler: AKP ve CHP’nin kaybı, HDP’nin Maçoğlu inadı

Maçoğlu, Ovacık’taki pratiğiyle “farklı ve halktan yana bir seçenek mümkündür” inancını yeniden canlandırdığı için çok önemli bir siyasal rol üstlenmiştir. HDP bu inancı güçlendirecek adımlar atsa ve bu ülkede sosyalist seçeneğin meşruiyet krizin aşıp yeniden güç olma kanallarını yaratsa, kuşkusuz ki bu gelişme ülkedeki Kürtlerin ve dolayısıyla HDP’nin hareket alanını da genişletecektir.

Mahmut Üstün

Önümüzdeki yerel seçimler tarihe ‘ikinci 31 Mart Vakası’ olarak geçecek önemde bir sonuç doğuracak mı, şimdilik bilemiyoruz. Ama bir müddettir her seçim dönemine iç savaş, darbe, beka söylemleriyle girilen, bizzat AKP iktidarının da önemli katkısıyla patlamaya hazır bir barut fıçısı haline dönüşen bir ülkede yaşadığımız bir gerçek. Ve böyle bir ülkede seçimler, kimin seçilip seçilmediği sorunun çok ötesine taşan sosyal ve siyasal fırtınalara da gebedir. Öncelikle bunu bir not olarak düşmeliyiz.

Öngörülebilir olan bir başka sonuç da seçimlerde hile yapıldığına dair tartışmalarının/iddiaların çok daha sertleşebileceğidir. Zira büyük ve stratejik öneme sahip illerden gelen anket sonuçları önümüze, en fazla yüzde 1-2’lik farkla galibin belli olacağı, başa baş bir tablo koymaktadır. İktidar bloğundaki düşey eğiliminin ekonomik kriz algısıyla hız kazandığının açık biçimde görüldüğü bir dönemde, iktidar bloğunun bu illerde seçimleri alması, kesindir ki muhalif tabana hiç inandırıcı gelmeyecek, kabul edilebilir bir sonuç olarak görülmeyecektir. Muhalefet bloğunun bir-iki puan farkla kazanması halinde de, bu kez iktidar tabanını büyük bir endişe, korku ve sonuçları kabul etmeme ruhunun saracağı aşikardır. Velhasıl seçimin ertesi günü her halükârda travmatik ve öfke yüklü bir psikoloji bekliyor ülkeyi.

İKTİDARI DA MUHALEFETİ DE ZOR GÜNLER BEKLİYOR…

Bugünden söyleyebileceğimiz bir başka öngörü, AKP’nin bu seçimin kaybedenleri arasında yer alacağıdır. AKP ne yaparsa yapsın, ciddi bir oy kaybı yaşadığı gerçeğini perdeleyemeyecektir. Önümüzdeki dönem krizin daha da derinleşerek süreceği aşikâr olduğu için, bu faktörle de birleşen ciddi oy kaybının AKP içinde sarsıntı yaratması kaçınılmaz gözükmektedir. İstanbul ve Ankara’nın birlikte kaybedilmesi ise bu sarsıntının hemen seçimi izleyen günlerde dışa vurulmasını sağlayacaktır.

CHP kanadını da kriz ve sarsıntının beklediğini söylemek olasıdır. Bu krizi ertelemesinin tek yolu Ankara ile İstanbul’u birlikte almasıdır. Oysa şu anki veriler iktidar bloğundaki tüm yıpranmaya ve krizin olumsuz etkilerine rağmen, muhalefetin iki ili birden kazanmasının o kadar kolay olmadığını göstermektedir. Kazanmak açısından son derece elverişli koşullara rağmen sadece küçük oy artışlarıyla yetinilmesi ne parti içi muhalefeti ne de tabanı tatmin etmeyecektir. Yeni Kongre talepleri ve/veya yeni parti kurma arayışları, seçim ertesinde CHP’nin yine ana gündemi olacak gibi gözükmektedir.

HDP ŞİMDİDEN SEÇİMİN KAZANANI…

Bu seçimin kazananları kim olacaktır sorusuna ise bugünden baktığımızda sadece HDP açısından olumlu yanıt verebiliyoruz. SP, MHP, İYİ Parti ve DSP açısından tablo seçim gecesi netleşecektir. Ama burada SP ve kısmen MHP’nin, seçimin kazananları arasına girme olasılığı olduğunu vurgulayabiliriz.

HDP kayyum belediyeleri kazanacak gibi gözükmektedir. İktidar bloğunun oy kaybı yaşamasında ve muhalefet bloğunun bazı büyük illeri almasındaki başarı payı da büyük olasılıkla HDP’ye yazılacaktır. HDP çok büyük olasılıkla hem Kürtlerin inkâr edilemez temsilciği iddiasını kanıtlayarak hem de batı seçmeni içerisindeki sempati ağını çoğaltarak bu seçimden çıkacak ve seçim ertesinin en çok konuşulan partisi haline gelecektir. Öngörülerimizde yanılmıyorsak, yani seçim sonuçları hem iktidar bloğu hem de muhalefet bloğu açısından başarısızlık göstergesi olursa, bu tablonun sonucunda her iki kanatta da yeni oluşumların ortaya çıkması, bugünkünden çok daha parçalı bir partiler yelpazesinin şekillenmesi olacaktır. Eğer bu durum gerçekleşirse, bu gelişmeden en fazla yararlanan da yine AKP ve CHP’den oy devşirme olasılığı yüksek olan HDP olacaktır.

GENİŞ BİR MAÇOĞLU PARANTEZİ

HDP’nin bu seçim döneminde yaptığı en büyük hata ise Dersim’de aday olan “Komünist Başkan Maçoğlu” konusunda gösterdiği anlamsız ve apolitik tepkilerdir. Bu tavrın bazı il ve ilçelerde aday göstermeme gibi günceli değil orta vadeyi düşünen başarılı stratejik siyasal akılla tezat oluşturduğunu da vurgulamak gerekir.

Denilebilir ki, “muktedirler HDP’yi geriletmek için Maçoğlu’nu öne çıkarıyor, parlatıyor.” Doğru olsa bile bu Maçoğlu’nun bir “piyon” olduğu anlamına gelmez, Herkes bilir ki, muktedirler yakın tehdit değerlendirmesi yapar ve bazen yakın tehdide karşı orta vadeli gördüğü tehdidin gelişmesine izin verebilir. Ama tarihte çoğu zaman görüldüğü gibi bu tercih orta vadede tam tersi sonuçlar yaratabilmektedir. Soruna buradan bakmak ikna edici değildir, yanlıştır ve yanıltıcıdır.

Eğer önyargısız, kompleksiz biçimde aynı stratejik akıl Dersim’de de uygulansaydı ve hatta bir adım daha atılarak HDP, Maçoğlu’nu desteklediğini açıklasaydı, bu HDP’nin hem taktik hem stratejik bakıdan kendi amaçlarına çok daha uygun olurdu.

Taktik açıdan yararlı olurdu zira hem sosyalist çevrelerle birlikte hareket imkanlarını artırırdı, hem de CHP’den memnuniyetsiz ve HDP’ye destek verme potansiyeli güçlü olan CHP tabanın solda olan kesimlerinde HDP’nin çekici etkisi çok daha kuvvetlenirdi. Stratejik bakımdan ise orta vadede kendisi açısından çok daha önemli bir siyasal sonucun şekillenmesine katkı sunmuş olurdu.

Geniş bir memnuniyetsizler kitlesi ile kriz ortamının birleşmesi sosyalist siyasetin güçlenmesi açısından çok uygun bir nesnelliktir. Burjuva siyaset alanında giderek artan krizle birlikte yaşanması çok muhtemel siyasal parçalanma da bu açıdan önemli bir imkân sağlayacaktır. Bu uygun nesnelliğin gerçeğe dönüşmesi önündeki en büyük engel ise sosyalizmin gerçek bir seçenek olmak anlamında yitirdiği inanılırlıktır. Maçoğlu, Ovacık’taki pratiğiyle “farklı ve halktan yana bir seçenek mümkündür” inancını yeniden canlandırdığı için çok önemli bir siyasal rol üstlenmiştir. HDP bu inancı güçlendirecek adımlar atsa ve bu ülkede sosyalist seçeneğin meşruiyet krizin aşıp yeniden güç olma kanallarını yaratsa, kuşkusuz ki bu gelişme ülkedeki Kürtlerin ve dolayısıyla HDP’nin hareket alanını da genişletecektir. Ama bırakın Maçoğlu’nun adaylığını desteklemeyi Ovacık deneyimi önemsizleştirilmeye, karikatürize edilmeye çalışılarak tam tersi bir pratik ortaya konmuştur.

Bence -umudum zayıf ama- HDP, Maçoğlu lehine de adaylarını çektiğini açıklasa, bu kısa vadede HDP lehine yeni ve önemli bir sempati dalgası yaratacaktır. Ayrıca orta vadeyi de kazanmaya yönelik başarılı bir stratejik hamle yapmış olacaktır